Moğol beylerinden Bahadır Bey’in oğlu olan Cengiz Han’ın gerçek adı Timuçin’dir. Cengiz Han 1155 yılında dünyaya geldiğinde, avuçları sıkı sıkı kapalıymış. Etrafındakiler bebek Cengiz Han’ın avuçlarını açtıklarında, kan görmüşler. Ve bu kanı Cengiz Han’ın ilerde çok büyük birisi olacağına yormuşlar.
Ne yazıkki Cengiz Han 12 yaşına geldiğinde çok sevdiği babasını kaybetti. Annesi Ulun Hatun, zeki ve otoriter bir kadındı. Babasının ölümünün ardından oymağı o idare etti. Cengiz Han delikanlılık çağına gelince, annesi idareyi ona verdi. Cengiz Han idareyi eline alınca, ilk olarak ordusunu güçlü, disiplinli bir hale getirmek için uğraştı. Etrafındaki diğer oymaklarla savaşıp onları kendi emri altına topladı. Daha sonra büyük micadeleler vererek, Doğu ve Batı Moğolistan’ı himayesi altına aldı. 1202 yılında tüm Moğolistan’a hakim olmuştu, kurultay toplanıp Cengiz Han’a Hakan ünvanı verildi. Cengiz Han ismi bu kurultaydan sonra bir kahin tarafından kendisine verilmiş olup, başbuğlar başbuğu anlamına gelmektedir.
Cengiz Han, dünyanın en büyük devletlerinden birini kurmayı başarmıştı. Çin’i işgal edip Pekin’i aldı. Uygurlar, Kalmuklar ve Karahitayları egemenliği altına aldı.Bundan sonra emrindeki 200 bin kişilik Türk-Moğol ordusuyla batıya döndü ve İslâm âlemine doğru yürümeye başladı Cengiz Han. 1220 yılında İran ve Türkistan’da Büyük Selçuklulara halef olan Harzemşah Doğu Türk Hâkanlığını yıktı. Sonra Orta Asya ve Anadolu’daki bütün küçük devletleri o kudretli istilâ ordusu ile ezip geçti. Böylelikle kurduğu devletin sınırlarını Çin Denizi’nden Karadeniz’e kadar uzatmayı başardı.
Cengiz Han daha sonra Kafkaslar’dan Rusya’ya geçip orada dağınık hâlde bulunan Türk oymaklarını bir bayrak altında toplayarak tarihin en büyük Türk devletini ortaya çıkardı.Cengiz Han’ın Börte, Kulan, Yesügen ve Yesüy adlarında dört “Başkadın”ı vardı. Bunların sayısı kadar da karargâh kurmuştu ülkesi sınırları içinde. Her karargâhında bir “Başkadın”ı bulunurdu. Uzun boylu, iri yapılı, geniş alınlı ve sert bakışlı bir insan olan bu büyük hakanın dört oğlu vardı. Ve eski bir Türk-Moğol geleneğine uyarak ülkesini, daha sağlığında iken bu dört oğlu arasında paylaştırdı. Kendi yerine üçüncü oğlu Ügedey (veya Ödebey)’i geçirdi. Cüci’yi avcıbaşı, Çağatay’ı örf ve kanun uygulayıcısı, Tuluğ (veya Tüluy’u) da savaş bakanı yaptı. Kısa bir süre sonra Cüci ile Tuluğ’un araları açıldı. Hattâ Cüci’nin babasına karşı bir ihtilâl hazırladığı dahi söylendi. Ancak Cüci’nin genç yaşta ölümünün sebebi anlaşılamadı.
Cengiz Han, 1225 yılında Hsia devletine karşı bir sefer düzenledi. Bu onun son seferi oldu. Daha Hsia düşmeden büyük cihangir, Kansu bölgesinde hayata gözlerini yumdu. Cesedi Moğolistan’a götürüldü. Orada, Kerülen ve Onon kaynaklarının yakınında Burhan-Haldun dağlarının bir köşesinde toprağa verildi. Türk-Moğol geleneklerine göre, mezarı gizli tutuldu. Kendisinden sonra gelenler de bu dağlarda çeşitli noktalara gömüldüler. Ne, büyük cihangir Cengiz Han’ın, ne de diğerlerinin mezarlarının yeri belli oldu.Ölümünden sonra oğulları ülkenin yönetimini üzerlerine aldılar. Ulus adı verilen ülkeyi dörde böldüler, onlardan sonra gelen çocukları da yeni yeni devletler kurdular. Bunların en ünlüleri Cüci’nin oğullarından Batu Han’ın kurduğu Altınordu, diğer oğlu Togay Timur’un çocuklarının kurduğu Kazan ve Kırım-Hanlıkları, Tuluğ’un oğlu Hülagü Han tarafından kurulan İlhanlılar devletidir.

















